Bolivya daki kisa gezim














































































Peru seyahatimde iken hazir Bolivya ya bu kadar yaklasmisken dort gunlugune de olsa gitmeye karar vermistim . Colca kanyonu trekkinden doner donmez Arequpia dan aksam 10 gibi bindigim otobus daha once gezdigim Puno-Titicaca golune sabahin ucunde vardi. 3800m deki bu sehir terminali sabahin bu saatlerinde epey soguk, ellerim cebimde birazda useyerek oturmus sabahi beklerken karsimda bana dogru yuruyen tanidik bir yuz gorunce icim isindi bu kisi birkac gun once Colca kanyonu yuruyusumde konakladigim yerde tanistigim 8 aydir Guney Amerika yi gezen 4 ay daha gezecek olan Ingiliz Danny idi.Anlatacaklari tavsiyeleri coktu gipta ettim dogrusu, gezileriyle ilgili sohbet ederken bir yandan da sabirsizlikla ust kattaki restorantin acilmasini bekliyorduk 5.30 gibi ust kattan gelen yemek kokularini alinca hemen firlayip hem karnimizi hem useyen bedeni isitmak icin parca etli patatesli kocaman kasede servis edilen puno corbalarindan siparis verdik. bizim gibi corba -ekmek aliskanliklari yok, yaninda ekmek vermiyorlar zaten bol kepce ve doyurucuda
.
sabah 7 de Lapaza giden otobus turistlerle doldu. oglen sulari Bolivya sinirinda giris islemleri yapmak icin bir kac otobus dolusu turist kafilesi olarak siraya girdik hizli bir islem yapiliyordu, Bolivya nin Turklerden vize istemedigini biliyordum ancak sira bana gelince memur pasaportumu soyle bir evirdi cevirdi once hangi ulkeden oldugunu anlamadi, anlattim, koseye gecip beklememi soyledi, hayda yoksa yanlis bilgi mi aldim vize mi gerekiyordu diye dusunurken siradakiler azaldiginda memurla baska bir masaya gecip vize gerekiyormu diye listeye bakti ve gerekmedigini kendiside gordu damlagandim ve gectim.
Dunyanin bu ucunda pek Turk yok Danny nin deddigi gibi aylardir gezerken bircok farkli milletten gezer ile karsilasmis ama hic bir Turk gezgin gormemis bunun uzerine,Bir Turk gordugunu ispatlamak icin pasaportumu yuzume yaklastirip poz verdirttip beni fotograflamisti, epey gulmustuk bu duruma.
Titicaca golunun yarisi Bolivya sinirlari icinde ilk durak gol kenarindaki Copacabana beldesiydi burada bir saat durduk otobusten inip kalanlar oldu, Danny e bir kez daha hoscakal dedim o bu durakta kaldi, bende bu ufacik sayfiye beldeyi 1 saatte gezip biraz fotografladim, bir dukkan onunde koca patlamis misir cuvalinin yanibasinda ders calisan kucuk bir kizi fotograflarken bu minik bayandan azar isittim fotografinin cekilmesine bayaga bir kizdi.
Lapaz a dogru ilerlerken Bolivya nin neden Guney Amerika nin Tibet idir- dediklerine hak verdim bir onceki yil gezdigim Tibet gibi izole yuksek ,ucsuz bucaksiz yuksek platolari, kurak topragi, uzaklardan gorunen bir kac karli dag, yol boyunca tek tuk fakir gorunumlu koy, esmer insanlariyla gercekten Tibet e benziyordu.
Baskent Lapaz sehrine -3700m yukseklikte- ogleden sonra 4 sularinda tepeden vardik ilk goruntu daglar arasinda bir vadiye dolmus tikis tikis bir goruntu kolay kaybolacaginiz bir sehir izlenimi veriyor.
Bolivyanin cok ucuz oldugunu duymustum, kendimi iyi bir otele attim, son gunlerde peruda epey yol katedip gezmenin yorgunlugu baslamisti sanirim, odam cok rahatti ama kahvalti gelenekleri pek yokmu ne ,pek de dirhem dirhem di ,ekmek recel meyve suyu kahveden ibaretti, ricayla her sabah biraz tereyag ve yumurta istedim. Ilk aksam yerlesip yemekle gun bitirdim.
ikinci gun sehrin bir ucundaki Laluna vadisine gitmek icin yesil sari renkli 5o lerden kalma antika sehir otobusleriyle yagmur sularindan sekil degistirmis erimis kaya goruntulu ancak killi toprak olan kapadokyaya benzeyen vadiyi gezdim.
ucuncu gunu sehrin tepesinde olan mezarligi gittim o da nerden cikti demeyin buradaki mezarlar farkli kutu kutu ust uste siralanmis onu camekanli ozenle ciceklenmis ve suslenmis, pazar gunu olmasi nedeniylede ziyaret akinindaydi daha sonra sehri bolca arsinladim sokak meyve tezgahlarindan tika basa meyve salatalari yedim seyyar lokantalarda koca tavalarda pisen alpaca etlerinden tattim, pazarlari gezdim, insanlari izledim, merkez katedral civari panayir gibi, her yer seyyar satici , dukkan dolu sanki tum sehrin ihtayaci buradan tek yerden cikiyor gibiydi ve oyleymisde zaten. Malzemeler siniflandirilmis, bir caddede kiyafet digerinde ucuz elektrikli malzemeler digerinde kirtasiye gibi,,,
Kadinlarin uzun orgulu saclarinin ustune kondurduklari Lorel -Hardy tipindeki sapkalar takiyorlar nasil oluyorda dusmuyor bilmem, renkli etekli sapkali kadinlar ton ton yuzlu,,hicde fotograflarinin cekilmesini sevmiyorlar bir turistin yere serili yesil sebze tezgahi olan kadini fotograflamak isterken kadindan hem azar isittigine hemde yesilliklerden cop olanlari atmasina sahit oldum yani dikkat edin hani olurda patatesci olsa ne olur bilmem.bircok tezgahin basindada kadin var cok renkli giyimleriyle muthis kare yapiyorlar ama cekemiyorsunuzki iyi bir makinayla uzaktan abluka kurup cekmekten baska care yok.
Bolivya halkini Quecha, Aymara,melez halk olusturuyor bu dilleri ve ispanyolca konusuyorlar,Dinleri Roma katolikleri.Ulkenin adi Ispanyol boyundurugundan kurtaran Simon Bolivar anisina verilmis.
Yillardir toparlayamadigi ekonomi problemleri ile yoksulluk icinde, yabanci yatirimcinin pek olmadigi, sadece bazi madenlerini ihrac edebilen bir ulke halbuki ulke maden cenneti.Guney Amerika nin en fakir ulkerinden biri, hemen hemen tum hediyelik alis verisimi buradan yaptim diyebilirim, ekonomiye biraz olsada katki payi verebildigim icin ufak bir huzur bile hissettim.
Aksam uzeri alis verisi yaptigim bir dukkandaki satici bayan yari ispanyol yari el kol hareketleriyle geceleri sokak aralarinda pek dolasmami soylemisti bende onu dinledim, o aksam harika kokteyler ictigim bardan cikinca otele taxi ile gittim
ulkenin unlu tuz rezervi olan Uyuni golunu Che nin sehri Sucre ve amazonlari kapsayan bolumunu gormedim zamanimin buyuk bolumunu peruda gorecegim yerlere ayirmistim
yinede ulkenin az da olsa dokusunu tattim diyebilirim
sozumu bir Bolivya atasozu ile noktaliyorum
SEVMEK keman calmak gibidir bilmeyen kotu sesler cikarabilir.